Sorularınızı Yanıtlıyoruz

ANASAYFA

HAKKINDA

YAZILAR

SORU SOR

BİLGİ BANKASI

RANDEVU & İLETİŞİM

Çalışan Çocukların En Büyük Sorunu

Bu yazıyı paylaş
 


Çalışan Çocukların En Büyük Sorunu

Sağlıklı bir toplum; bedensel, ruhsal, sosyal yönden sağlıklı bireylerde oluşur. Bireylerin tüm yönleriyle sağlıklı olabilmesi ise, çocukların çok yönlü gelişimine ve eğitimine önem vermek ve kaynak ayırmakla mümkündür. Yatırımların en etkilisi çocuklar için yapılan yatırımdır. Çünkü her yönden sağlıklı yetişmiş bir çocuk, gelecekte yaratıcı, üretici, çok yönlü düşünebilen, yaratıcı ve bilimsel problem çözme gücü yüksek, etkili iletişim kurabilen kendisi ve çevresiyle barış içinde yaşayabilen, gizil güçlerini en etkili bir biçimde kullanabilen, kendisini gerçekleştirmiş mutlu bir yetişkin, hak ve sorumluluklarını bilen nitelikli bir vatandaş olacaktır. Sağlıklı yetişmiş çocuk değer yaratmaya adaydır. Toplumun gelişebilmesi, sağlıklı bireylerden oluşması ile mümkündür. Sağlıksız ve nitelikli eğitimden yoksun çocuk ise, toplumun mutsuzluk kaynağıdır ve gelişmesini önleyecek en önemli faktördür.

Erken yaşlarda çocuğun içinde bulunduğu çevre ve çocuğa sağlanan eğitimin niteliği onun gelecekteki başarılarını ve dolayısıyla da yaşam kalitesini büyük ölçüde belirlemektedir. Yapılan araştırmalar ilk çocukluk yıllarındaki uyarıcı ortam ve yaşantı yetersizliklerinin daha sonraki yıllarda öğrenme ve gelişim düzeyini sınırlandırdığını; zengin uyarıcı çevrenin ise, okul öğrenmelerinin temelini oluşturan anadilini kullanma yeterliliğini, sayısal, uzaysal yeteneklerini, başarma güdüsünü, iyi çalışma alışkanlıklarını, sonuç olarak öğrenme düzeyini artırdığını göstermektedir.

Bloom’un yaptığı analizlere göre, 17 yaşına kadar olan zihinsel gelişimin% 50’si dört yaşına, % 30’u dört yaşından sekiz yaşına, % 20’si ise sekiz yaşından 17 yaşına kadar oluşmaktadır. Çocuğun ilk yaşlarda dar ve sınırlı bir uyarıcı çevreden, zihinsel gelişim açısından zengin bir uyarıcı çevreye geçişi 20 derecelik bir zekâ farkı yaratmaktadır. Bloom’a göre bu fark, bir çocuk için ilerideki meslek hayatında işçi olmak ile profosyonel bir meslek sahibi olmak arasındaki fark gibidir.

Ayrıca yine Bloom tarafından irdelenen araştırma sonuçlarına göre, çocukların 18 yaşına kadar gösterdikleri başarının% 33’ü okul öncesindeki,% 42’si ilköğretim devresindeki % 25’i ise ortaöğretim devresindeki başarıları ile açıklanabilmektedir. Eldeki bulgular bize, öğrencilerin orta öğretim ve yüksek öğretim kademesindeki başarı farklılıklarının büyük bir kısmının okulöncesi ve ilköğretim dönemlerindeki öğrenmeleri ve eğitimleri ile ilgili olduğunu göstermektedir (Bloom, 1964, s.72-110).

Yukarıda bir kısmı verilen araştırma sonuçları insan yaşamında 0-18 yaş arasında özellikle de okulöncesi ve ilköğretim döneminde bireyin içinde yaşadığı çevrenin ve bu çevrede kazandığı yaşantıların, kısacası aldığı eğitimin onun sonraki yaşamını biçimlendirmede can alıcı bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.

Konunun önemini gören dünya ulusları, yarım yüzyıldan beri, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesiyle,“Eğitim Hakkının Herkes İçin Geçerli” olduğunu kabul etmişlerdir. 0-18 yaş döneminin önemini benimsemiş olan Birleşmiş Milletler,Ayrıca 20Kasım 1989 tarihinde yürürlüğe koyduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 1. maddesinde; “Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre erken yaşta reşit olmak durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır” biçiminde ifadelendirerek 0-18 yaş arasını çocuk olarak kabul etmiştir. Bu sözleşmeyi imzalamış olan Türkiye de yaşa bağlı olan çocuk tanımını yasal olarak onaylamıştır.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 24. maddesinin 1. bendinde “Taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler”; 2. bendinde “Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu sahip oldukları imkânlar ve malî güçler çerçevesinde öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.” 3. bendinde ise; “Taraf devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ana babaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddî yardım ve destek programları uygularlar.”

Bu yazıyı paylaş
 

YORUM YAPIN

Arama Yapın

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

kizim 19 aylik .ona hep iyi davraniyorum simarir mi?. her isdediğini yapiyorum... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Mrb benim 5aylık kızım ve 23 aylık oğlum var.oğlum kızımın doğumuna yaşı çok küçük olduğundan sanırım belirgin... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Kızım 27 aylık 2 hafta önce başladım tuvalet eğitimine ancak hiç ilerleme yok,oturaga oturuyor ama yapmıyor ar... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

14 yaşında bir oğlum var bu sene teog sınavına girecek Cep tlf sürekli oyun oynuyor davranış yönetimi konusund... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

oğlum 5 yaşında hareketli bir çocuk haddinden fazlasyla hareketli bir çocuğun hiperaktif olduğunu nasıl anlaya... devamı

Çocuk Psikoloğum Ücretsiz Android Mobil Uygulaması

ETİKETLER

TWITTER'DAYIZ

FACEBOOK'TAYIZ

PSK. BAŞAK ÜNVER

2005 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Üniversite yıllarında o zamanlar ülkemizde henüz uygulanmayan Peri Masalları Testinin ülkemiz çocukları için standardizasyon çalışmasında...

Bize Hemen Ulaşın

FacebookTwitterInstagramGoogle PlusPinterest
Bumerang - Yazarkafe

RANDEVU ALIN

Ergen ve çocuk psikoloğumuz Başak Ünver'den online randevu almak için aşağıdaki butona tıklayınız.

İletişim bilgileriniz bize ulaştığında en kısa sürede randevunuzu onaylamak için sizinle iletişime geçilecektir.
Her hakkı saklıdır © 2015 Çocuk Psikoloğum I Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri