Sorularınızı Yanıtlıyoruz

ANASAYFA

HAKKINDA

YAZILAR

SORU SOR

BİLGİ BANKASI

RANDEVU & İLETİŞİM

Çocuklarda Anlamsızlık Duygusu

Bu yazıyı paylaş
 


Çocuklarda Anlamsızlık Duygusu

Korunmaya muhtaç çocukların kurum bakımına alınma aşamasında toplu yaşama ve genellikle kışla tipi binalara uyum sağlayabilmesi için ilk yaklaşım tarzı çok önemlidir. Özellikle soyut düşünmenin gelişmeye başlamadığı 0-12 yaş dönemi yuva çocuklarının ailelerinden ve sosyal çevrelerinden kopmaları travma etkisine neden olmaktadır. Başına gelen olayların iç yüzünü anlama istidadına sahip olmaması nedeniyle suçluluk duygusu yaşamakta ve genellikle içe kapanmaktadırlar. Ayrılmayı yalnızca terk edilme olarak değil, aynı zamanda cezalandırma ve sevginin kaybı ile eşdeğerde algılama eğilimi içindedirler.

Çocuk soyut düşünmenin gelişmeye başladığı 11-14 yaş döneminde çevresindeki olayların hakikatini anlamaya çalışmakta ve genellemeler yapmaya başlamaktadır. Yuva ya da yurtlarda kalan korunmaya muhtaç çocuklar, bir şekilde ailelerinden ve yakınlarından ayrılmak zorunda kalmışlardır. Ayrılma karşısında yaşadıkları travma(incinme) sonucu, belirsizlik ve olanları anlamlandıramama duygusu altında yoğun bir umutsuzluk yaşamaktadırlar. Yurtta kalan gençler özellikle kimlik kazanma aşamasında olmaları nedeniyle; geçmişten gelen hüzünlerden ve gelecek kaygısından gelen endişelerden dolayı sürekli yaşamdan şikâyet ederler.

Geçmiş yaşantıları ve yakınları ile olan zayıf bağlantıları nedeniyle hayatı anlamlandırma konusunda güçlük çekerler. Öz aileleri ile birlikte yaşayan çocuklar her zaman geçmişlerine ilişkin bilgi alma şansına sahiptirler. Ailelerinden ayrılmış olan çocukların ise çoğu zaman böyle bir olanağı yoktur. Onların geçmişleri kayıp ya da unutulmuş olabilir. Bilindiği gibi çocukların geçmişle bağlantılarının kopuk olması halinde, duygusal ve sosyal gelişimleri daha güç olmaktadır.

İnsanın kendisiyle ilk ilişkiye giren, onun bilinçli olan benliğidir. Hem kendisinin hem de o insanın farkına varan benlik karşısında bulduğu bu varlığa bir anlam bulmak zorundadır. Benlik kavramı bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin toplamı ve bireyin sahip olduğu bütün bu özelliklere ilişkin kendini değerlendirmesi olarak tanımlanabilir.

Çocuğun benliği onunla iletişim halinde olan yetişkinlerin sözel yada sözel olmayan tavırlarıyla oluşmaya başlar.

Ancak benlik imgesinin başkalarının verdiği geribildirimlerden etkilenerek gelişmesi sürecinde birey pasif bir varlık değildir. Kendi zihinsel kapasitesi ile yaşantılarının zenginliği ve genişliğine göre bu geribildirimleri alır ve kendine göre yorumlar.

Sosyal hizmet kuruluşlarında toplu bakım söz konusu olduğu için, tek kişi tarafından sağlanan sürekli bir bakım yoktur. Çocuğun özdeşim sağlayacağı ve model alacağı kişi sayısının çok olması ve çalışma düzeni gereği derinlemesine ilişki kuracağı yetişkinin olmaması nedeniyle benlik algılaması düşüktür. Kurumlarda çalışan kişiler çocuklarla yakın ilişki kursalar bile, anne-babanın bire bir kurduğu duygusal ilişkiye benzememesi nedeniyle önemsiz kalmaktadır.

Yetişkinlerle kurulan iletişimin yüzeysel olması korunmaya muhtaç çocuklarda değersizlik duygusu oluşturmakta ve yaşama dair hedefleri belirsizleşmektedir. Bir insanın hayatının bir hiç olduğunu, gereksiz olduğunu hissetmesi insanın en temel acısıdır. Bu kabuller insanın yaşamla tüm bağlarını kopartır. Ruhunu her an taciz içinde bırakır. Tüm yaşama isteğini yok eder. Hayatı çekilmez kılar. Duygular kararır, ruh acı çeker. Akıl taciz içinde kalır. Bu duygular dayanılmazdır. İnsan bir dayanak noktası arar.

Araştırmalar çocuk ve ergenlerin fiziki ve psikolojik özellikler yönünden kendilerine en çok benzeyen, kendilerine sevgi ve şefkat gösteren modellerle özdeşleştiklerini göstermiştir. Onlar diğer tutum ve davranışlarında olduğu gibi ahlaki ve dini tutum ve davranışlar konusunda da en çok özdeşim kurdukları kimselerden etkilenmektedirler. Bu nedenle çocukların ve gençlerin hayata hazırlanmalarından sorumlu olan kimselerin her şeyden önce onlara örnek davranışlar sergilemeleri gerekmektedir.

Bu yazıyı paylaş
 

YORUM YAPIN

Arama Yapın

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

merhabalar size ik olarak sunu sormak istiyorum benim 5 yaşında bir erkek çocugum var yenide bir bebegim oldu ... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

4 yasini yeni bitiren bir oglum var sürekli oyun oynamak istiyo ve tek basina asla oynamiyor tabi herzaman onu... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Dört buçuk yaşında bir kızım var 4 aylıkta bir oğlum hamile olduğum süreç dahil kızımı tanıyamıyorum önceden h... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

13yasinda bir kizim var cok hiperaktifmi desem bilemiyorum sürekli bana babasina karsi gelir ve cokksinirsel b... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Merhabalar, benim kızım şu anda 3 yaşında. 9 aylık da bir oğlum var. Çalışan bir annneyim. Az önce çocuklar ve... devamı

Çocuk Psikoloğum Ücretsiz Android Mobil Uygulaması

ETİKETLER

TWITTER'DAYIZ

FACEBOOK'TAYIZ

PSK. BAŞAK ÜNVER

2005 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Üniversite yıllarında o zamanlar ülkemizde henüz uygulanmayan Peri Masalları Testinin ülkemiz çocukları için standardizasyon çalışmasında...

Bize Hemen Ulaşın

FacebookTwitterInstagramGoogle PlusPinterest
Bumerang - Yazarkafe

RANDEVU ALIN

Ergen ve çocuk psikoloğumuz Başak Ünver'den online randevu almak için aşağıdaki butona tıklayınız.

İletişim bilgileriniz bize ulaştığında en kısa sürede randevunuzu onaylamak için sizinle iletişime geçilecektir.
Her hakkı saklıdır © 2015 Çocuk Psikoloğum I Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri