Sorularınızı Yanıtlıyoruz

ANASAYFA

HAKKINDA

YAZILAR

SORU SOR

BİLGİ BANKASI

RANDEVU & İLETİŞİM

Çocuklarda Yalnızlık Duygusu ve Varoluşsal Boşluk

Bu yazıyı paylaş
 


Çocuklarda Yalnızlık Duygusu ve Varoluşsal Boşluk

Korunmaya muhtaç çocuklar sık sık boşluk, anlamsızlık ve yalnızlık duygularından yakınırlar. Boşluk duygusu insana acı veren ve rahatsızlık uyandıran bir öznel yaşantı olarak tanımlanmaktadır. Yalnızlık çeken insanlar sıkça boşluk duygusundan sözederler. Amerikalıların dörtte biri kendini “kronik yalnız” olarak tanımlamaktadırlar. Fransa’da ise, aynı oranda insan sık sık yalnızlık hissettiğini söylerken, yüzde 54’ü hayatlarında yalnızlık çektikleri bir dönem olduğunu belirtiyor. Yalnızlık ve boşluk duygusu modern insanın madde ve teknoloji ile gideremediği bir durumdur. Özellikle ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan çocuklar kendilerini bir yere ait hissedemedikleri için gurbet ve yalnızlık duyguları kronik bir hal alır.

Yalnızlık “yalnız olma durumu, kimsesizlik” olarak tanımlanmaktadır (TDK 1988). Lapota yalnızlığın üç farklı tipinden söz etmektedir. Bunlardan birincisi yapayalnızlık (lonesomeness), ikincisi yalnızlık (aloneness) ve üçüncüsü tekbaşınalık (loneliness)’tır.

Yapayalnızlık beklenmedik bir deneyimdir. Yaşamımızın herhangi bir döneminde hepimizin başına gelebilecek bir yalnızlık türüdür. Diğerleriyle birlikte olma arzusuna rağmen onlarla birlikte olamamak bu kapsamda ele alınmaktadır. Ebeveynin yaşadığı sorunlar nedeniyle onlardan ayrılmak durumunda kalan çocuklar bu deneyimi yoğun yaşamaktadırlar. Kurum bakımına alınan bu çocuklar aileden ayrılmayı içsel tepkilerle dile getirmektedir. Alıştığı ve kendisine tanıdık gelen bir çevreden anlam veremediği olaylar nedeniyle ayrılmak durumunda kalan çocuk, derin bir boşluk duygusu yaşamakta sosyal yaşama ilgisiz kalmakta ve içe kapanmaktadır. Çocuk yalnızlıktan ve yabancılaşmadan ancak sevgi, şefkat ve ait olma duygusu ile kurtulabilir. İnsan sosyal bir varlık olması nedeniyle değişik gruplara ait olmaya ve kabul edilmeye ihtiyacı vardır.

Yalnızlık ilişkide olmamayı anlatır. Sözgelimi ressam, üretici bireyler, yazarlar, kaşifler ya da icat yapanlar kendi bireysel süreçlerini gerçekleştirmek, bir şeyler üretmek için çevresinde hiç kimseyi istemez ve onlarla birlikte olmayı tercih etmezler. Bu, bireysel bir seçimdir. Yalnız olmak üretmek demektir.

Tek başınalık istenen, ihtiyaç duyulan ve arzu edilen şeylerden bilinçli olarak ayrı kalmayı ifade eder. Bu tür yalnızlığı bireyler çevresindeki ilişkiler, ortam, kişiler onları tatmin etmediği ve beklentilerine uymadığı zaman bilinçli olarak, kendi tercihleriyle seçerler. Bazı durumlarda da tekbaşınalık seçilmiş ve farkında olunan bir durum değildir. Neden ve niçin tek başına kalındığı konusunda bir farkındalık yoktur. Francel tekbaşınalığı başkalarını sevememe, anlaşmada bulunamama olarak tanımlamaktadır.

Yalnızlığın uzun dönemli olumlu işlevleri olduğu kadar olumsuz işlevleri ve sonuçları da vardır. Burada bireyselliğinden yabancılaşma, kendini reddetme anlamındaki sağlıksız yalnızlıktan söz edilmektedir. Gerçekte bu durum yalnızlıktan öte belirsiz ve tahrip edici bir kaygı göstergesidir. Bu bir tür yalnızlık anksiyetesidir. Korunmaya muhtaç çocuklarda, aileden uzak yaşama, kurumdaki bakıcı ve öğretmenleri ile derinlemesine iletişim kuramama nedeniyle sürekli bir gerilim duygusu oluşmaktadır. Kişinin kendini seven birilerine, genel anlamda şefkatli ilişkilere, günlük hayatta bire bir samimi ilişkilerin olduğu grup yaşantısına ihtiyacı vardır. Bu yaşantı en sağlıklı bir şekilde toplumun küçük bir birimi olan aile tarafından karşılanmaktadır. Sığınılacak bir aile yuvasının olmadığı dönemlerde yalnızlık ve gurbet duygularının oluşturduğu anksiyete normal kabul edilmelidir.

Kaygı (anksiyete) bozukluğu, süreğen ve açıklanamayan içsel sıkıntı olarak tanımlanabilir. Kaygılı olan insan sıkıntılıdır, anlamsız bir heyecan çeker. Kötü bir şey olacakmış sanısına kapılır ve bu duygudan kurtulamaz. Kaygının sık sık yinelenmesi, anlamsız ve gereksiz zamanlarda ortaya çıkması ve kişinin olguyla baş edememesi durumlarda psikolojik olarak tedavi edilmesi gerekmektedir.

Korunmaya muhtaç çocuklarla çalışırken gözlemlediğim önemli olgulardan bir tanesi de hüzün veren müzikleri dinlemeyi ve Türk filmi seyretmeyi sevmeleridir. Geçmiş yaşantılarında yoğun acı yaşamaları ve bu acıyı çoğunlukla bilinçaltına atmaları nedeniyle gizli bir hüznün sürekli beraberlerinde olduğu söylenebilir. Bu hüznü anlamlı uğraşlarla yaşama azmine dönüştürmeyi becerebilenler, akademik ve sosyal yönden daha başarılı olmaktadırlar.

Korunmaya muhtaç çocuklar geçmiş yaşantılarında üzücü olaylarla sık karşılaşmaları nedeniyle zengin bir iç dünyaya sahiptirler. Kişinin iç dünyasında düşündüğü, söylediği duygu ve düşünceler arasındaki fark, onun yaşamındaki önemli bir stres kaynağını oluşturur. İç dünyasını, yani gerçek duygu ve düşüncelerini ifade edebilen birey, iç dünya dış dünya farkı pek yoktur. Bu nedenle bireyin yaşamında varoluş stresi azdır. Bu bireyin yaşamında can yalnız değildir.

Bu çocuklara bakım ve korunma altında bulundukları kuruluşlarda başta grup sorumluları olmak üzere, idareci ve sosyal servis elemanları tarafından sağlıklı iletişim kanalları açılmazsa, marjinal(uçta) gruplarla birlikte antisosyal davranışlar sergileme olasılıkları daha yüksek olacaktır. Çünkü anlamlı bulduğu birtakım uğraşları olmayan, bunun sonucunda da varoluşunu yaşamayan bir insan “boşluk” duygusu yaşar. Varoluşsal boşluk, kendini “can sıkıntısı” şeklinde dışa vurur. Burada söz konusu olan can sıkıntısı, tatsız yaşantılar karşısında canın sıkılması değil, ne yapmak istediğini bilmediğinde, anlamlı bulunan amaçlara yönelmediğinde duyulan can sıkıntısıdır.

Çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarının en önemli amacı çocukları hayata ve sosyal yaşama hazırlamaktır. Her çocuğun geçmiş yaşantısı, kültürel özellikleri ve psikolojik yapısı farklı olması nedeniyle, çocuklarla yapılacak faaliyetlerde bu bireysel farklılıkların dikkate alınması gerekmektedir. Bireyler neden konduğunu bildiği veya kendi koyduğu kurallara daha çok uyma davranışı gösterirler. İnsanların yaşadıkları yerde söz sahibi olması ve yönetime katılması demokratik yaşamın da bir gereğidir. Toplu yaşamın olduğu yuva ve yurtlarda çocukların yönetime katılımlarını, kendileri için önemli olan konularda karar alabilmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılabilse ait olma duyguları kuvvetlendirilmiş olacaktır. Kendilerine değer verildiğini ve bir yere ait olduklarına hisseden çocuklar daha sağlıklı sosyalleşeceklerdir.

Bu yazıyı paylaş
 

YORUM YAPIN

Arama Yapın

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Merhaba, 9 yaşında bir oğlum var. Çok becerikli, akıllı ve duygusal bir çocuk. Zaman zaman kendini sevmediğini... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

merhaba.oğlum 23 aylık ve 5 aylık da kızım var.oğlum tuvalet eğitimine hazır olduğunu ggösteriyor.kakasını ya... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

13 yaşında bir kızım var ve 7 haftalık hamileyim.Kızım hiçbir şekilde kardeş istemiyor ve eğer olursa evden ka... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

merhabalar,oglum 20 ekim de 2 bucuk yasini doldurucak;yakin zamanda bir donem bez baglamadim bir kere cisini s... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Benim 20 aylik oglum var yemek yediremiyoruz sadece gunde 250 ml sut iciriyor onun haricinde hic bir sey yedi... devamı

Çocuk Psikoloğum Ücretsiz Android Mobil Uygulaması

ETİKETLER

TWITTER'DAYIZ

FACEBOOK'TAYIZ

PSK. BAŞAK ÜNVER

2005 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Üniversite yıllarında o zamanlar ülkemizde henüz uygulanmayan Peri Masalları Testinin ülkemiz çocukları için standardizasyon çalışmasında...

Bize Hemen Ulaşın

FacebookTwitterInstagramGoogle PlusPinterest
Bumerang - Yazarkafe

RANDEVU ALIN

Ergen ve çocuk psikoloğumuz Başak Ünver'den online randevu almak için aşağıdaki butona tıklayınız.

İletişim bilgileriniz bize ulaştığında en kısa sürede randevunuzu onaylamak için sizinle iletişime geçilecektir.
Her hakkı saklıdır © 2015 Çocuk Psikoloğum I Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri