Sorularınızı Yanıtlıyoruz

ANASAYFA

HAKKINDA

YAZILAR

SORU SOR

BİLGİ BANKASI

RANDEVU & İLETİŞİM

Travmatik Stres Bozukluğu

Bu yazıyı paylaş
 


Travmatik Stres Bozukluğu

Bu bozukluk hemen herkes için travmatik (travmaya yol açan) kabul edilen doğal felaketler, savaş, soygun, trafik kazaları, saldırı, tecavüz vb. gibi bir olayın ardından ortaya çıkan tabloları tanımlar.

Travma sayılabilecek durumlar;

  1. Kazalar,
  2. Soygun
  3. Saldırı
  4. Tecavüz
  5. Doğal felaketler
  6. Savaş
  7. Yoğun bakımda kalma veya herhangi bir ağır hastalıkla mücadele, ölüm tehlikesi geçirme

Tüm yukarıda sayılan durumlarda ölüm tehlikesi yaşama veya ölüm tehlikesi yaşayanlara tanık olmak şartı gerekir. Örneğin yoğun bakımda yatarken diğer yatan hastalara hayata döndürmek için kalp masajı yapılması veya yan yataklarda yatanların ölmesi travma yaratabilir.

Her travma geçiren kişi belirtileri yaşamayabilir veya travma sonrası stres bozukluğunu ortaya çıkarmayabilir. Herkesin travmaya duyarlılığı farklı düzeydedir. Bazı kişiler hafif belirtiler geçirdikten sonra bir daha belirtileri yaşamayabilir.

Sadece travma değil diğer bazı etkenler de travma sonrası stres bozukluğuna yatkınlık oluşturulabilir. Yani genetik (ırsi), gelişim sorunları, psikolojik (ruhsal) olgunluk, sosyal destekler, kültürel beklentiler, travma ile ilgili geçmiş yaşantılar ve travmanın niteliği (şiddeti gibi) de önemli etkenlerdir.

Travma sırasında veya öncesinde psikiyatrik bir rahatsızlığın olması kişinin başa çıkma gücünü azalttığından travma sonrası stres bozukluğu olasılığı artar. Çocuklar, genç erişkinler ve yaşlılar stres etkenlerine daha duyarlıdırlar. Sonuçları ile mücadele güçleri de daha azdır.

Uygun sosyal destek sistemlerinin varlığı uzun süreli travma sekellerini azaltır. Hastalık öncesi işlevselliğin iyi oluşu, güvenli kimlik, uyumlu yaşam biçimi hastalık öncesi kişiliğe dönmeyi kolaylaştırır ve travma kolay bir şekilde atlatılır.

Belirti ve Bulgular

Tüm travmatik olaylar duygusal yanıtlara ve davranış değişikliklerine neden olur. Bu yanıtlar stresin azaltılması ve dengenin yeniden kurulmasına yardım eder. Travmaya normal tepkiler arasında anksiyete (kaygı, bunaltı, endişe), depresyon ve psikosomatik (bedensel) belirtiler bulunur. Duygusal değişkenlik ve travmatik olayın rüyalara konu olması sıktır. Bu belirtiler normal durumlarda travmadan sonra birkaç hafta içinde azalarak kaybolur. Felaket yaşantıları, kişinin travmadan önceki düşünce ve çatışmalarına özel bir anlam vermesine de neden olabilir. Travma konusunu aşırı bir biçimde düşünme ile baskılanması arasında sürekli bir değişim yaşanır. Sonuçta duygular ve anılar karşısında bir üstünlük duygusu ile birlikte travma karşısında yeni bir anlayış ortaya çıkar. Travmanın ağırlığına göre başa çıkma süresi iki yıla kadar uzayabilir.

Travma sonrasında ilk olarak yaşanan olaya bağlı olarak değişik derecelerde bir yas dönemi yaşanır. Daha sonra ise, ilk şokun ardından haftalar veya aylar arasında değişen bir süre ile olay yadsınır. Bu dönemde unutkanlıklar, uyku bozuklukları, uyuşukluk, bedensel belirtiler, aşırı hareketlilik ve geri çekilme gibi belirtiler bulunur. İlerleyen dönemde, kişilerde irkilme yanıtının (davranışı) artması, dalıcı düşünceler (düşüncelere dalma), kurma, değişken duygulanım, süregen aşırı uyanıklık, uyku ve rüya bozuklukları (uykuda azalma ve kabuslar) ortaya çıkar. Yoğun kaygı ve delirme korkusu olabilir. Olgulara bu durumun geçici olduğu güvencesinin verilmesi ile düzelir. İlerleyen zamanla birlikte kişi travmanın anlamını, bununla ilgili anılarını düşünür, kaybının yasını tutar, gelecekle ilgili planlar yapar. Tamamlanma evresi olarak da biline son dönemde gelecekle ilgili olumlu planlar yapılması ve eski etkinliklere (işlevselliğe) dönülmesi ile sonlanır.

Travma sonrası gün veya aylar içinde gelişen belirtilerle karakterli bu bozukluğun çok farklı belirtileri olabilir. Travma sonrasındaki saat veya günlerde belirtiler çıkabileceği gibi aylar sonra bile çıkabilir, aynı zamanda aylar içinde tekrarlayıp azalan bir seyir de görülebilir.

Travma anını sık sık hatırlama, Travma anlarının birden istemsiz olarak canlı bir rüyaymış gibi gündüz uyanıkken yaşanması, Gece veya gündüz uyurken rüyalarda travma anı ile ilgili yaşantıları/anıları görme, Gündüz travma anı tekrar tekrar yaşanırken kendinden geçme-bayılma, ve bunlar sırasında çarpıntı, nefes daralması, ölecek-bayılacak gibi hissetme, bulantı-kusma, baş dönmesi, şiddetli ölüm korku gibi belirti ve şikayetler yaşanır. Genel olarak, bir kriz anında ne yaşanıyor ise diğerinde de aynı şikayetler yaşanır.

Travma karşısında ortaya çıkan belirtilerin birkaç hafta içinde ortadan kaybolmaması, belirtilerin ağır olması, geri çekilme, madde kötü kullanımı, kendinden geçme, şizofreni benzeri belirti veya hastalık, veya depresyon belirtileri gibi uyuma yarayan işlevi olmayan belirtiler varsa, iş ve sosyal işlevsellikte orta-ağır arasında değişen bozulma varsa travmaya yanıtın patolojik olduğunu söyleyebiliriz.

Travma sırasında yaşanan olaylar, olayın ağırlığı belirtilerin ortaya çıkmasını etkilemektedir. Cinsel saldırı durumlarında olay sırasında fiziksel güç kullanılması, silah kullanılması, yaralanma olması, saldırının bir yabancı tarafından yapılması travma sonrası stres bozukluğu gelişme olasılığını arttırır.

Klinik tablonun gelişmesinde önemli ve eklenen klinik tablolar;

  1. Travma nedeni olan olayın rüyalarda tekrar tekrar yaşanması,
  2. Tekrar tekrar anımsama, olayı yeniden yaşama, travma korkusu (sıklık ve yoğunluğu giderek azalır),
  3. Dıştan gelen uyaranlara tepkisizlik/duyarsızlık,
  4. Süregen otonomik uyarılma,
  5. Duygulanım bozuklukları

Travma sonrası stres bozukluğunda depresif belirtiler sıklıkla izlenir. Sosyal izolasyon, güvensizlik, empati eksikliği, yaklaşan ölüm düşüncesi, suçluluk düşüncesi, depresyona benzer huzursuzlukla karakterli duygulanım ortaya çıkar.

Travma sonrası stres bozukluğu tanısını koymak için işlevselliğin önemli ölçüde bozuk olması şartı vardır.

Travma sonrasını takiben herhangi bir zamanda belirtiler ortaya çıkabilir. Aylar yıllar sonra bile yukarıda sayılan belirtiler görülebilir.

Tedavi

Travmayı takip eden kısa süre içinde travmaya maruz kalan kişi ya da kişiler travma alanından acilen uzaklaştırılmalıdır. Hastalar yaşantısı hakkında cesaretlendirilerek travma ile ilgili veya başka sıkıntı verici durumlar hakkında konuşmasına izin verilmelidir. Hasta rolü desteklenmelidir.

Hafif de olsa tüm olgularda ilaç tedavisi ile tüm diğer ilaç dışı tedavi yöntemleri desteklenmelidir. Artık bilinen travma sonrası dönemde tedavi edilmeyen kişilerin beyin yapılarında kalıcı olarak olumsuz değişiklikler görülmektedir. Bu nedenle ilaç tedavilerine sıcak bakılmalı “ben kendi kendime hallederim” sözlerinin önüne geçilmelidir.

Bazen herhangi bir ilaç tedavi seçeneği yanında aşılamayan travma sonrası belirtiler için destekleyici psikoterapi uygulanmalıdır.

Özellikle hafif seyirli olgularda en azından kaygı giderici ilaçlar mutlaka verilmelidir.

Orta ve ağır olgularda mutlaka antidepresanlar ile tedaviye başlanmalı gerektiğinde diğer kaygı giderici ilaçlar uyku veya kaygı için verilmelidir.

Sanıldığının aksine travma sonrası stres bozukluğu basit bir rahatsızlık değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi ilaç tedavisi ve destek görmeyen hastaların beyin yapılarında olumsuz yönde gelişen kalıcı beyin yapısı değişiklikleri görülmektedir. Verilen tedavilerle ve sosyal destekle olabilecek hasarların önüne geçilebilmektedir.

Tedavinin ne kadar süreceği konusunda kesin bir şey söylemek doğru olmaz. Tedavi ile belirtiler tamamıyla yatıştırıldıktan sonra tedaviyi/iyilik halini pekiştirmek için en az 4 ay daha tedaviye devam etmek gerekir.

Bu yazıyı paylaş
 

YORUM YAPIN

Arama Yapın

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

kızım 14 yaşında okulda kendisine uygun olmayan bir kızla arkadaşlık ediyor.Rehber hocamızın ve müdürümüzünde ... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Kızım ın dersleri çık iyi.önce bunu söyleyim.internet bağımlısı bence.kapatıyımmı neyapayım kararsızım. Sınır ... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Benim oğlum 9 yaşında.Geceleri odasında uyumak istemiyor.Yalnız kalmaktan çok korkuyor.3 yaşından beri durum b... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

oğlum 5 yaşında hareketli bir çocuk haddinden fazlasyla hareketli bir çocuğun hiperaktif olduğunu nasıl anlaya... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

merhaba benım 28 aylık oglum var bır aydır tuvalet egıtımı vermeye calısıyorum onceden cısını soyluyor kakası ... devamı

Çocuk Psikoloğum Ücretsiz Android Mobil Uygulaması

ETİKETLER

TWITTER'DAYIZ

FACEBOOK'TAYIZ

PSK. BAŞAK ÜNVER

2005 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Üniversite yıllarında o zamanlar ülkemizde henüz uygulanmayan Peri Masalları Testinin ülkemiz çocukları için standardizasyon çalışmasında...

Bize Hemen Ulaşın

FacebookTwitterInstagramGoogle PlusPinterest
Bumerang - Yazarkafe

RANDEVU ALIN

Ergen ve çocuk psikoloğumuz Başak Ünver'den online randevu almak için aşağıdaki butona tıklayınız.

İletişim bilgileriniz bize ulaştığında en kısa sürede randevunuzu onaylamak için sizinle iletişime geçilecektir.
Her hakkı saklıdır © 2015 Çocuk Psikoloğum I Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri